24 Şubat 2015 Salı

AŞK YOLCULARI

İÇİNDEKİLER

BAŞSÖZ ..................................................................... 7
EBU’L HASAN HARAKANÎ .................................. 11
YÛNUS EMRE ........................................................ 21
SÂDÎ-İ ŞİRAZÎ VE YÛNUS EMRE’DE HAKİKATİ
KAVRAMA YÖNTEMLERİ ................................... 37
NİYÂZÎ-İ MISRÎ ...................................................... 47
HACI BAYRAM VELÎ ............................................. 61
EŞREFOĞLU RÛMÎ ................................................ 71
CEMÂL-İ HALVETÎ ............................................... 85
ÜMMÎ SİNÂN ......................................................... 97
OSMAN KEMÂLÎ ................................................. 113
ALVARLI EFE MUHAMMED LÜTFÎ .................. 127
DUA ........................................................................ 143


Bu kitap, on mutasavvıf şairin gönül dünyasını anlamaya çalıştığım yazılardan oluşuyor. Bu yazıların çoğunluğu çeşitli sempozyumlarda sunduğum bildirilerden müteşekkildir. Hesabımda yoktu böyle bir kitap.
Kendiliğinden teşekkül etti. Dolayısıyla bu kitap, benim
için tam anlamıyla bir lütufdur. Kendi gövdesini kendisi
oluşturdu, kendi özünü kendi dikte etti. Bana ise yazmak
kalmıştı, ben de onu yaptım.
Tasavvuf şiiri, bizim kadim şiirimiz içinde ayrı ve özel
bir yere sahiptir. Bu şiir, gönül ve zihin dünyamızın en
coşkulu, en derin ve en parlak ışımalarıdır. İlahî sesin
beşeri bir söz düzeneği içinde bize seslenmesi olarak ifade
edebiliriz. Bir yalvarış, bir arayış, bir ilham atmosferi
içinde kalbin bütünüyle kendini ilâhî coşkuyu teslim ettiği
anlardan oluşmuş mermer sütunlar gibi göklere uzanan
bir şiir.

Mutasavvıf şairlerin kelimenin, anlamın ve hayatın
merkezine aşkı koyduğunu görüyoruz. Aşkın, insanın
kendini gerçekleştirmedeki nihai nokta olduğunu anlıyoruz.
Aşk nedir, âşık kimdir sorularına cevap verebilmek
güç. Mutasavvıf şairlerin dönüp dönüp aynı noktaya geldiklerini
ve nihai tanımlamalarını ‘aşk’ kavramı üzerine
oturttuklarını görüyoruz. Bu yazılar neticesinde aşktan
ne anlamamız gerektiğine dair bir kanaate ulaşıp ulaşmadığımı
bilmiyorum. Belki de aşkı, bir kavramdan çok,
bir ‘hâl’ olarak anlamak daha doğrudur. Ancak bu hâlin
içine girildiğinde ne denmek istendiği görülebilecek ve
bütün açıklamaların eksik kaldığı tecrübe edilebilecektir.
Bazı yazıların başında şiirler yer almakta ve o şiirlerden
yola çıkılarak yorumlar yapılmaktadır. Bazı yazılarda
ise doğrudan konuya girilmektedir. Burada özellikle
bir tarz peşinde olmadığımızın bilinmesini isterim. Her
yazı kendi şartlarını oluşturdu ve öyle yazıldı. Her yazının
sonunda ise, bahsi geçen mutasavvıfların şiirlerinden
örnekler yer almaktadır. Böylece, hem konunun daha iyi
anlaşılması sağlanacak, hem de okur şiirlere kolaylıkla
ulaşabilecektir.
Bu kitap, benim için bir duadır. Bu nedenle, duamı
kelimelere aktarıp kitabın sonuna ekledim.
Şiirlerin bir kısmında, günümüz okuruna yabancı gelebilecek
kelime ya da terkipler yer almaktadır. Bu kelime
ya da terkipler için kitabın sonuna bir mini sözlük konabilirdi
ama biz bunu yapmadık. İhtiyaç duyanların biraz
zahmete girmesi ve sözlüklere müracaat etmesi gerekecektir.
Çoğu şiirin ise anlaşılmasında bir zorluk çekileceğini
sanmıyoruz. Bunun da ötesinde, öncelikle şiirlerin
müziğine dikkat edilmesini öneriyoruz. Eğer şiirlerin
müziğine odaklanılırsa, murad edilen sonucun önemli
oranda gerçekleşeceğini sanıyoruz. Zaten her ne kadar
sözlük konsa bile tasavvuf diline yabancı olanlar için bu
sözlük de yetersiz kalacaktır.
Belirtmemiz gereken bir husus da, şiirlerin imlaları
ile metinlerin imlaları arasında farklılıklar olduğu hususudur.
Şiirleri alıntıladığımız eserlerin kullandığı imlaya
dokunmadık. Ancak şiirleri farklı eserlerden aldığımız
için imlalar arasındaki farklılığı gidermek ve ortak bir
imla oluşturmak için kimi müdahalelerde bulunduk.
Ayrıca bazı kelimeleri mümkün olduğunca günümüz
Türkçesi ile uyumlu hale getirmeye çalıştık. Metinlerde
ise günümüz imla kurallarına sadık kaldık.
Sâdî-i Şirâzî’nin şiirleri, değerli dostum şair Hicabi
Kırlangıç tarafından bu çalışmamız için çevrildi. Beni
kırmadığı için teşekkür ediyorum. Değerli kardeşim Yasin
Şen de Cemâl-i Halvetî’nin şiirlerini günümüz Türkçesine
aktardı. Yine bu çalışma için. Ona da teşekkür
ediyorum.
Mustafa Tatcı Hocaya ve Sadık Yalsızuçanlar’a da teşekkür
etmem gerekiyor. Bu kitap büyük oranda onların
vesilesiyle oluştu. Birlikte yaptığımız yolculuklar ve
birlikte katıldığımız sempozyumlar sayesinde yazıldı bu
yazılar.
Okura faydalı olması dileğiyle.

Ankara, 27.01.2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder